CrackedMug

Karalama Defteri!

Hobbit Trailer!

MT-800

“Vay canına!” diye bağırdı Ark, metal yığınlarının arasına dalarak. Sabahtan beri koşuşturan kendisi değilmiş gibi, bir enerji patlamasıyla ağır metal parçaları ve çer çöpleri kaldırıp bir kenara attı. “Bunlardan birini görmeyeli bayaa oldu.” dedi ortaya çıkardığı nesneye bakarak.

“Nedir o?” diye sordu Kad, nefes nefese Ark’ın yanına gelerek. “Bu çöplüğün içinde ne bulmuş olabilir… vayyyy” diye bir hayret nidası koyverdi. “Bu düşündüğüm şey mi?” diye ekledi sonra.

“Evet,” diye cevapladı Ark, yerde boylu boyunca yatan insan görünümlü robotu göstererek. “bu bir MT-800 modeli.” Bu yazının devamını oku

Calradia Konseyi / Son Yolculuk

Şöminede yanan odunlardan biri, orta yerinden kırılıp kısa bir süre için uçuşan kıvılcımlar saçarak devrildi. Matheld bir silkinmeyle huzursuz uykusundan uyandı. Koltukta uyumaktan dolayı boynu tutulmuştu. Boynunu ovalayarak odadaki büyük yatağın yanına gitti.

Alhedras kalın örtülerin altında yatıyordu. Matheld, yatağın yanındaki masada yanan mumun ışığında Alhedras’ın yüzünü inceledi. Bu gün rengi biraz yerine gelmiş görünüyordu. Masadaki bir kaseden bir bezi ıslatarak Alhedras’ın kuruyan dudaklarını sildi. Tekrar koltuğa dönmek için arkasını döndüğünde kapıda bir silüetin olduğunu gördü.

“Ymira?” dedi gözlerini kısarak. Koridordaki meşalelerin ışığı daha canlıydı ve kapıdaki kişi bulanık görünüyordu. “Seni farketmedim. Ne kadardır oradasın?”

“Sadece birkaç dakikadır,” dedi Ymira içeri girerken. Yorgunlukla koltuğa kendini bırakan Matheld’in yanına kadar gitti ve elini kadının omzuna koydu. Omuzlarındaki gerilimi eliyle hissedebiliyordu. “Kendini çok yoruyorsun,” dedi. “biraz dinlenmelisin.”
Bu yazının devamını oku

Kardeşler Arasında – Bölüm 3

Alhedras gün boyunca savaşmış, yanındaki az sayıdaki süvari ile birlikte yüzlerce Swadia piyadesi öldürmüştü. Buna rağmen gün ilerledikçe savaşı kazanabileceğine dair umudu gitgide tükenmişti. Bunların hepsi boşunaydı, dostları, askerleri… herkes boşuna ölmüştü, savaşı kazanamayacaklardı…

Ve sonra borular çaldı…

Alhedras ilk başta neler olduğunu anlayamadı, hiç kimse anlayamadı. Herkes bir an için durdu ve ne yapacağını düşündü.

Sonra Swadia ve Khergit saflarında ilk başta yavaş, zaman ilerledikçe de panik halinde bir hareketlilik başladı. Geri çekiliyorlardı!

Alhedras gördüklerine inanamadı. Kazanmışlardı!

Şimdilik…
Bu yazının devamını oku

Kan ve Kılıç – Bölüm 3

Gutlans son bir çaba ile adamlarını bir arada tutmaya çalışıyordu. Eğer sağlam bir savunma oluşturabilirlerse, şövalyelerin gözünü korkutabilir ve kendilerinden uzak durmalarını sağlayabilirlerdi. Ya da Gutlans’ın umudu buydu. Aklının mantıklı olan kısmı ise bunun ölmeden önce yapacağı son savunma olacağını söylüyordu.

Derken herşeyi değiştiren o ses gürledi: Tüm vadide yankılanan geri çekilme boruları…

Gutlans buna bir anlam veremedi. Swadia ve Khergit süvarileri iki taraftan onları sıkıştırmıştı, kazanmaları an meselesiydi! Neden geri çekiliyorlardı?

Boruların ardından Swadia ve Khergit süvarilerinin hatlarında bir dalgalanma oldu. Bir kısmı savaşın heyecanına kendini kaptırmış, emirleri umursamadan saldırmaya devam etti. Ancak sayıları yetersizdi ve Nord savaşçılarının arasında eriyip gittiler.
Bu yazının devamını oku

Kan ve Kılıç – Bölüm 2

“Gittiler mi?” diye sordu Kastor. “Ne zaman? Kaç gün oldu?”

“İki gün önce,” diye cevapladı Jarl Aedin. “Yaroglek aptalca davrandı ve ordusuyla beraber katledildi. Bu da, tahmin edeceğin üzere, işleri biraz hızlandırdı. Kral Ragnar ve Valdym, Swadia ile Khergit’in bu fırsatı kaçırmayacağını ve hemen saldıracağını öngördüler. İkinci kez düşünmeye vakit yoktu. Dostun Lord Gutlans, buraya geldikten hemen bir gün sonra adamlarını topladı ve savaşa katılmak için doğuya, Wercheg’e gitti. Sizin sağ olduğunuzu bilmiyordu. Biliyor olsaydı eminim beklerdi.”

“İki gün!” dedi Kastor. “biz gidene kadar savaş çoktan başlamış olur.”

Ne yapacağını düşünen Kastor, başını kaldırarak Sargoth’un yüksek surlarına baktı. Surların üzeri Nord savaşçıları ile doluydu. Ana kapıdan görebildiği kadarı ile, iç avluda da oldukça yoğun bir hareketlilik vardı. Askerlerin oradan oraya koşuşturduğu görülüyordu.
Bu yazının devamını oku

Kan ve Kılıç – Bölüm 1

Clais kuzeyde konuşlanmış orduya bakıp yere tükürdü. Bu adamlar gerçekten çıldırmış olmalıydı! Neredeyse tamamen piyadeden oluşan bir ordu… Doğru, Clais’in bugüne kadar gördüğü en büyük piyade ordusuydu, neredeyse beş-altı… hayır yedi bine yakın adam olmalıydı aşağıda… Yedi BİN!

Yine de hepsi piyadeydi, ve Clais’in elinde Calradia’nın en korkulan süvarileri vardı. Ağır zırhlı Swadia şövalyeleleri ve hızlı Khergit süvarileri… Clais, Vaegir yenilgisinin ardından hepsinin kalelerine çekileceğini düşünmüştü… Ancak yanılmıştı, hepsi toplanmış bir meydan savaşına hazırlanıyorlardı.

“Vaegir okçularını göremiyorum.” dedi Alhambro.
Bu yazının devamını oku

Kardeşler Arasında – Bölüm 2

Alhedras, savaş alanına çok ta uzak olmayan ve birkaç bodur çam ağacından oluşan küçük bir korunun kenarında bekliyordu. Atını ağaçlardan birine bağlamıştı. Yanında getirdiği ve mavi kumaş üzerine beyaz tekboynuzlu desenli Ceradhin sancağını ise, oradan geçen herkes tarafından görülecek şekilde, ağaçlardan on adım uzağa dikmişti.

Savaş alanınınde devriye gezen Khergit gözcülerinin onu farketmesi çok uzun sürmemişti. Atlılar ilk başta bu nereden çıktığı belirsiz adama ihtiyatlı yaklaşmışlar, sancağı gördükten sonra ise gerisin geriye dönüp dörtnala uzaklaşmışlardı.

Bu bir saat önceydi… Alhedras o zamandan beri bekliyordu.
Bu yazının devamını oku

Kral Öldü, Yaşasın Yeni Kral!

Sylves, Alburq kalesinde yapılacak son Nord ve Vaegir buluşmasına geç kalma pahasına, üç gün daha Wercheg’de kalarak Alhedras’tan bir cevap bekledi. Üçüncü günün sonunda henüz bir cevap alamamışken, görüşmeleri izlemesi için gönderdiği Dranton’dan aldığı bir haber, sorunların çoğaldığını gösteriyordu:

“Kral Ragnar, gizlice Prens Valdym ile görüştü…”

Koca kurt sonunda uyanmıştı demek… Sylves, görüşmelerin başından beri iki tarafı da elinden geldiğince pasif tutmaya çalışmıştı. Liderlik rolünü Alhedras üstlenecekti. Ancak görünen o ki Ragnar, Sylves’in oyununun farkına varmış ve kendi planlarını yapmaya başlamıştı… Eğer Yaroglek Ragnar’ın Valdym ile görüştüğünü öğrenirse…

Artık Alhedras’tan gelecek cevabı bekleyemezdi, atına atladığı gibi Alburq’a doğru yola çıktı.
Bu yazının devamını oku

Doğudan Gelen Haberler

“İki haftadır bu şekilde,” dedi Matheld, yanındaki Marnid’e. İkisi de izbe haldeki kenar mahalle hanının girişinde durmuşlar, uzak bir köşede, çoktan şişenin dibini bulmuş olan Alhedras’ı izliyorlardı. “her gece sızana kadar içiyor. Birkaç kez odasına kadar taşımak zorunda kaldım.”

“Üzerinde büyük bir yük var.” dedi Marnid. “Şu sıralar hem nord hem de vaegir lordları orduyu yönetmesi için ona yükleniyorlar.”

“Neden kabul etmiyor?” diye sordu Matheld. “Ağabeyi olduğunu biliyorum ancak… ancak o adam tüm Calradia’ya korku salmış bir canavar. Daha bir hafta önce tüm Jelkala’yı kılıçtan geçirdi. Tamamını! Anlıyor musun? Hiç kimseyi sağ bırakmadı. Böyle bir adam cezalandırılmayı haketmez mi?”
Bu yazının devamını oku